Friday, December 15, 2006

"you take the skyway"

bu sabah namazdan sonra uyuyamadim bi muddet. Huzursuzca dondum durdum. Sonra uyumusum, hatta ustune birde kabus gordum. Ama kabusun icinde oyle bi guzellik vardi ki, tum sacmaligina ragmen sabahtan beri aklim ruyamda, beynim sevgili kabusumu hayra yormanin yollarini ariyor. En ufak ayrintilari hayra isaret kabul edip, goze batan korkunclugu sanki hic yokmus varsayiyorum.

birde bugunlerde havaalanlarini cok ozledigimi farkettim. Birkac senedir, hep tedirgin bi ruh haliyle ziyaret ettigim bu mekani aslinda ne kadar cok sevdigimi anladim. Kucuktum, hatirliyorum, buyukbabami memlekete yolcu etmeye bile gittigimizde, gozum dis hatlara takilirdi hep, annemlerle ic hatlarin yolunu tutarken. Aklim dis hatlarda olurdu, ben birkac adim otede ic hatlarin sıkıcı koltuklarinda otururken. Yolculari dusunurdum, nereye gittiklerini, neden seyahat ettiklerini tahmin etmeye calisir, bir coguna ozenirdim. Sonra yillar gecti, onlardan birisi oldum. Havaalani anilarim her nekadar cok mutlu olmasa da, hatirladigimda kendini ozleten cinsten yine de. Karanlik anilar olsa ozlemezdim degil mi? Sonra "yolcu" olmak belki ozledigim, yada herkesin aslinda nefret ettigi, guya gurultulu, guya kimliksiz o mekan benim pek bi kendimi buldugum bi yer? Neyse, ben bu lafi cok uzatirdim ama, keyfim hic yok be gunluk..

No comments: