Artik buraya hep turkcemi yazsam diyorum. Alakasiz oldu ama aklimdan gecti, bende aklimdan gectigi gibi dertleniyim sana. Guya tez icin ugrasirken "ingilizce kendimi ne kadar ifade edebiliyorum?" sorusuna cevap bulmak icin baslamistim koskocaman internet boslugundaki bu anlamsiz zirvalara. New York'tayken daha bi kolaydi sanki bana ait olmayan bu dilde kem kum etmek. Butun gun ingilizce isitiyordum cunku. Simdi ise nasil bir kulfet oldu! Yada kolayima gelene teslim oldum isin asli. bilmiyorum, bir muddet aklim neye hukmederse ona gitsin bakalim elim..
Konuyu anlamsizca dagittim. Lost diyordum, ve hatta yeni favori karakterim Benjamin'den bahsetmek istiyordum. Bilenler bilir biz Benjamini (bkz.Henry Gale) olarak tanidik. Hatta Henry Gale oldugu zamanlarda kendisine pek bi gicik olurdum. Ama simdilerde bu karakterde muthis gelismeler farkediyorum ve senaristleri tebrik etmek geciyor icimden. [Bu arada birde bu senarist grubunu calisirken izlemek hayallerimden, ve hatta boyle grup halinde senaryo yazmanin cok cazip bir fikir oldugundan, falan vesaire bunlardan bahsetmek istiyorum bi ara *sigh*] Neyse diyecegim o ki ben bu karakterden gercek ismine ragmen Henry Gale olarak bahsedecegim. Hani su olayli ikinci sezon son blmde Michael sormustu ya gider ayak: "Who are you people?" diye, Henry Gale de "We're the good guys, Michael!" demisti. Iste ben o lafi cok fena inandirici buldum. Zaten soyle bir dusununce bu adamlardan bizimkilere bi zarar gelmemistir aslinda. Gerci cocuklarla ne alip veremedikleri var merak ediyoruz tabi :)He bide Henry Gale'in tonlamarina acayip hasta oluyorum :) 3. sezon 4. blmde Sawyer'la olan diyalogu ise, Lost'un unutulmazlari arasinda olmali. Tutsak edildikleri adadan, bizimkilerin yasadigi adayi seyrederken cok guzel soyluyor: "that's the island. The one that you've come to know and love." Aslinda karakterlerin neredeyse tumu icin -hernekadar gonulsuz gorunselerde- bu ada kendilerini "ev"lerinde hissedebilecekleri tek mekan, cunku cogu zaten gecmislerinde ait olmakla, hep birseylerden kacmakla kisisel iliskileri olan, mutsuz karakterler. Ada onlar icin aslinda ikinci bir sans, guvende hissedebilecekleri yeni evleri.
Ben bu diyalogu ve Henry Gale'in "you're pretty good Sawyer, we're a lot better" tonlamasini acayip seviyorum. Aslinda romantik gibi duran ama cok acitici bir konusma yapti "oteki" lider, ve bende defalarca geri alip izledim.. :
Henry Gale says: "We did all this because the only way to gain a con man's respect is to con him. You're pretty good, Sawyer, we're a lot better. Funny thing is, us telling you about the pace maker wasn't what kept you in line. It was when we threatened her. You work so hard to make her think that you don't care, that you don't need her. A guy goes nuts if he ain't got nobody. It don't make no difference who the guy is, as long as he's with you. I tell you, a guy gets too lonely and he gets sick."
"What the hell are you talking about?" Sawyer asks.
"It's from Of Mice and Men. Don't you read? Come on. Let's get you back to your cage."
*silent sigh*
No comments:
Post a Comment